Contact us here
Ürün deneyim hikâyesi

Prof. Clemens Bulitta ile hijyen hakkında röportaj

Sağlık sektöründe temizlik, geçmişte hiç bu kadar kritik öneme sahip olmamıştı. Enfeksiyonların yayılmasını önlemek amacıyla yüzeylerin bakteri ve mikroplardan arındırılması da hiç günümüzde olduğu kadar büyük önem taşımamıştı. COVID-19 pandemisi, hastalıkların ve özellikle antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların yayılmasında kontamine yüzeylerin ne kadar ölümcül olabileceklerini tekrar gözler önüne sermiş bulunuyor.

Prof. Clemens Bulitta ile hijyen hakkında röportaj

Hijyen, koronavirüs nedeniyle herkesin sürekli düşündüğü bir konu. Sizce bu konu akıllarımızı uzun vadede meşgul etmeye devam edecek mi?
Hijyen ve enfeksiyonları önleme konusunda insanlardaki bilincin koronavirüs nedeniyle artmış olduğu kesin. Ancak bu konu öncesinde de çok kez gündem oldu. Üstelik konunun uzmanı olmayan çevrelerde bile. Özellikle çoklu dirençli patojenler ve hastanede kapılan enfeksiyonlar hakkında medyaya geçtiğimiz yıllarda sayısız haber ve makale yansıdığını gördük. Dolayısıyla bence bu sorun ile ilgili belirli düzeyde bilinç zaten epeydir mevcuttu. Artık elbette öyle olmasa bile, o dönemde bu soruna karşı önlem alma konusunda yetersiz davranıldı.

Bu durum, tıbbi cihazların özelliklerini ve kullanma şekillerini etkileyecek midir?
Evet, tıbbi cihazlar ve kullanım şekilleri giderek daha fazla dikkat çekecek. Modern tıbbın her alanında yüksek teknolojili ürünler kullanılıyor ve bu ürünlerin birçoğu pek hijyenik tasarımlara sahip değil. Bu, örneğin ürünler temizlenirken, dezenfekte edilirken ve gerektiğinde sterilize edilirken sıkça sorun teşkil etmektedir. Ve bu durum sadece tıbbi cihazlar için geçerli değil.

Bu durum, sektörü ciddi zorlukların beklediği ve hijyen konusunda en kısa sürede gelişme kaydedilip yenilikler sunulması gerektiği anlamına mı geliyor?
Ürünlerde hijyenik tasarımın ve temizlenebilirliğe dair belirli şartların ve talimatların getirilmesi, bence yalnızca steril ve yarı steril tıbbi cihazlar için değil, kritik olmayan ürünler için de önem taşıyor. Bunun da tıbbi cihaz üreticileri için ciddi bir durum teşkil edeceği kuşkusuz. Böyle olacağını, bu alanda yeni düzenlemeler getirmek amacıyla uluslararası ISO 17644 standardı üzerine yapılan çalışmalardan yola çıkarak anlayabiliriz. Yaklaşık 5 yıl önce ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yayımlanmış olan bir yönerge, ürünlerin temizlenebilirliği konusuna zaten daha fazla ağırlık vermişti bile.

Prof. Clemens Bulitta ile hijyen hakkında röportajKatja Eberhardt’, Prof. Clemens Bulitta ile sohbet ederken
 

Sektörde hijyenik tasarım konusunda başlatılmış olan çalışmalar var mı?
Evet, bu konuda faaliyete geçen ilk üreticileri görmeye başladık. Ayrıca, Alman Mühendisleri Derneğinde (VDI) yönetmekte olduğum teknik komite, tıbbi tesislerde hijyen açısından kritik olan alanların yönetimi ile ilgili çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda, bu tür alanların ve ürünlerin sınıflandırılması ve hijyenik tasarımları üzerine iki proje yürütüyoruz. Yani görebildiğiniz gibi, bu konudaki çalışmalar şimdiden ivme kazanmış durumda. Bu tür ürünlerin geliştirilme aşamasında tasarım, yapı ve malzeme gibi konuların gelecekte giderek daha önemli hâle geleceği düşüncesindeyim.

Bir ürünün hijyenik olabilmesinde tasarımın rolü tam olarak nedir?
Tasarım sırasında göz önünde bulundurulması gereken faktörler arasında yüzeyin pürüzsüzlüğü, geometri, birleştirme ve bağlantı teknolojisi, malzemelerin temizlik ve dezenfeksiyon maddelerine karşı direnci, sıcaklığa karşı dayanıklılık ve kullanım alanına ve temizleme işlemine bağlı olarak daha birçok nokta bulunmaktadır. Gıda sektörü şimdiden bu yönde çok yol almış durumda. Bu konuların birçoğu şimdiden belirli standartlar ile düzenlenmiş bulunuyor.

Gıda sektörünün iyi bir örnek olduğunu söyleyebilir miyiz?
Evet, gıda sektörünün bu konudaki yaklaşımı biraz farklı. Hijyenik tasarım, bu sektörde yerleşmiş olup uzun süredir önem verilen bir konu. Bu konudaki prensipleri ise çok net: Tasarımlar, tehlikeli mikroorganizmaların ve genel olarak kir veya benzerinin hiçbir şekilde gıda ürünlerine karışmamalarını sağlayacak şekilde geliştirilmelidir. Bu nedenle makine üreticileri, fabrika kurucuları, gıda üreticileri ve gıda teknolojisi uzmanları, Alman Makine ve Tesisat Üreticileri Birliği (VDMA) ile çalışarak bir dizi DIN standardı geliştirmiş bulunuyor. Bu konu şimdi tıp teknolojileri sektöründe de gündemde ve VDI’deki teknik komitemizin yürüttüğü hijyenik tasarım projesi ile bu yönde ilk adımı atarak önemli bir katkıda bulunabileceğimizi umuyoruz.

Mekanik temizliğin gelecekte günümüzde olduğundan daha önemli bir rol oynayacağını düşünüyor musunuz?
Mekanik temizlik ile ilgili gereklilikler, her zaman insana bağlı olan manuel temizlik işlemlerinden daha kolay standardize edilebilir. Temizliğin insan tarafından yapılması, hem zaman kaybettirir hem de hatalara neden olabilir. Mekanik temizlik bu açıdan bakıldığında sayısız avantaj sunmaktadır: Özellikle az mikroplu ve steril tıbbi cihazlar için tercih edilen temizlik yöntemi, prensip olarak otomatik temizliktir. Çünkü bu işlemin kontrol edilebilir ve güvenli olması ve her zaman aynı sonuçların alınması, ancak bu yöntem ile güvenilir bir şekilde garanti edilebiliyor. Tıbbi yataklarda, koltuklarda ve benzer sistemlerde sıkça uygulanan manuel temizlik işlemlerinde hata yapma riski çok daha yüksektir. Ayrıca hijyen açısından alınan sonuçlar da pek iyi sayılamaz. Maliyetleri göz önünde bulundurduğumuzda, bu tür işlemlerin daha verimli yürütülebilmesinin gelecekte önem kazanacağı kanısındayım.

Yıkama tünelleri bazı ülkelerde az ve bazı ülkelerde daha yaygın olarak kullanılıyor. Yaşanan kriz durumu, sizce yıkama tünellerinin tekrar gündeme gelmesine neden olacak mı?
Esas soru şu olacak: Yıkama tünelleri bana ne tür avantajlar sunuyor? Verimlilik veya kârlılık açısından avantajların olması, bu noktada son derece cazip bir argüman olarak öne çıkabilir. Potansiyelin daha ziyade niteliksel olması durumunda, bir yatırım söz konusu olacağı ve mevcut işlemlerin değiştirilmesi gerekeceği için, birçok insan tabii ki çekinceli olacaktır. Fakat gelecekte hijyen konusundaki bilincin artması ve belki de nihayetinde getirilecek olan yasal düzenlemeler nedeniyle kalitenin daha büyük önem kazanacağını ve bu yatırımı yapmanın şart olacağını düşünebiliyorum. Böyle bir değişimin gerçekten başarılı sonuçlar getireceğine inanıyorum. Fakat Almanya’da bu tür bir argümanda bulunmak henüz gerçekten zor. Burada uygulanan sistem maliyetlere hâlen çok odaklı ve yapılan ilk yatırımların devamını görmek zor. Ürünlerin ömürleri boyunca yarattıkları maliyetler genelde dikkate alınmıyor. Ayrıca yıkama tünellerini barındıracak yeterli alan, mevcut tesislerde genelde bulunmuyor.

Hastane yataklarından başka hangi ürünlerin yıkama tünellerinde kullanılabileceğini biliyor musunuz?
Yıkama tünelleri örneğin zemine sabitlenmemiş olan tedavi koltukları, klozet oturakları, sandalyeler ve masalar için kullanılabilir. Fakat gelecek yalnızca yıkama tünellerinden değil, genel olarak otomasyondan ibaret. Robotlar yardımıyla otomatik temizlik yapılması yönünde yürütülmekte olan mevcut projeler var: Temizlenecek ürünün bir yere götürülmesi gerektirmeyecek; bunun yerine temizleme cihazının ürüne gitmesini öngören projeler mevcut. Bunun gibi inovasyonları gelecekte göreceğiz. Temizlik işlemini yerinde yapacak, yani mobil yıkama robotu gibi çözümleri gelecekte görebiliriz. Ayrıca, hastane yataklarını yıkama tünellerine götüren sürücüsüz taşıma sistemleri üzerine de araştırmalar yapılmaktadır. Bunlar günümüzde üzerinde çalışılmaya devam edilen projeler.

Yıkama tünelleri hariç, temizlikte otomasyonun günümüzdeki durumu nedir?
Bu konu çok enteresan. Şu anda yüzeylerin ve objelerin temizliğinde tercih edilen yöntem, ıslak bez veya ıslak mendil ile temizliktir. Fakat UVC ışık veya soğuk plazma gibi alternatif yöntemler üzerinde çeşitli araştırma projeleri yürütülüyor. Öte yandan, bu yöntemler ürün tasarımını etkiliyor. Örneğin, UVC ışık plastiğin eskimesine neden oluyor. Bu nedenle temizlik, etki eden birçok faktör barındırması ile karmaşık bir işlem hâline geliyor.

Prof. Clemens Bulitta ile hijyen hakkında röportajProf. Clemens Bulitta, yüzeylerdeki bakterilerin ölçüm cihazları ile nasıl tespit edilebileceğini anlatıyor.
 

Temizlik prosedüründen alınmak istenen sonucun belirlenmesi ve buna bağlı olarak uygun bir temizlik prosedürüne karar verilmesi, bu nedenden dolayı çok önemlidir. Ayrıca, bunun üreticiler tarafından yapılması ve kullanıcılara sunulması gerekmektedir.

Bahsetmiş olduğunuz ISO 17644 standardında bu konuyla ilgili bir düzenleme var mı?
Evet, yapılan düzenlemeler, aslında üreticilere temizlik işlemi ile ilgili olarak ne yapmaları gerektiği konusunda bir yol haritası niteliğinde.

Temizlik işlemine ilişkin gereklilikler nelerdir?
Prensip olarak, hijyen sağlamak ve enfeksiyonları önlemek amacıyla uygulanan her türlü önlem güçlü, verimli ve etkili olmalıdır. Hata yapma riski barındırmamalıdır, ek efor gerektirmemelidir ve kusursuz sonuçlar sağlamalıdır. Bu şartları karşılayan yıkama tünelleri ve diğer yöntemler mutlaka kalıcı olur.

Şu an yaşanan koronavirüs salgını gibi gelecekte yaşanabilecek başka pandemilere de hazırlıklı olmamız gerekecek mi? Bu konuda şahsi görüşünüz nedir? Kendimizi korumamız mümkün mü ve mümkünse nasıl koruyabiliriz?
Bu tür pandemiler her zaman var olmuştur ve her zaman var olacaktır. Hatta meydana gelmelerindeki sıklık artabilir. Kendimizi koruyabilmemiz için sisteme bir bütün olarak daha yakından bakmamız şart. İnsanlar, hayvanlar, çevre ve sağlık arasındaki sistemik karşılıklı ilişkiler göz önünde bulundurularak farklı disiplinlerin iş birlikçi çalışmasını teşkil eden “Tek Sağlık” adını verdiğimiz bir konsept var. Eğer korelasyonların ne olduğunu anlayabiliyorsanız, örneğin bir patojenin bir türden diğerine geçmesini ve tehlikeli hâle gelmesini önleyebilirsiniz. Eğer başarılı olursak gerçekten harika bir noktaya erişmiş oluruz.

Tıpkı şu an koronavirüs ile yaptığımız gibi, pandemiler ile yaşamanın yollarını bulmamız gerekiyor. SARS-CoV2 virüsü hakkında bu kadar kısa sürede ne kadar çok şey öğrendiğimiz ve bu sayede duruma hedefli bir şekilde yaklaşabilmemiz gerçekten etkileyici. İlkbaharda getirilen yasaklar, kesinlikle yapılması gereken en doğru şeydi. Enfeksiyonlarını hızlı yayılmasını önlemek amacıyla AHA kuralları (sosyal mesafe, el hijyeni, maske kullanımı için Almanya’da kullanılan kısaltma) gibi basit hijyen ve havalandırma kurallarına uyulması şartıyla, edindiğimiz bilgiler sayesinde birçok bölgede neredeyse normal bir yaşam sürdürmek artık yine mümkün. Stratejimiz bu olabilir. Tek yapmamız gereken, zarar vermeden ve yaşamlarımızı çok fazla kısıtlamadan uygulanabilecek akıllı yöntemler bulmaktır.

 

 

Prof. Clemens Bulitta ile hijyen hakkında röportaj

Prof. Clemens Bulitta

En sevdiği özdeyiş: “Dimidium facti, qui coepit, habet: sapere aude, incipe” “
Başlayan, yarısını bitirmiş demektir: bilmeye cesaret et, başla!” (Horatius)

 

Prof. Bulitta; klinik tıp, sağlık sektörü ve tıp teknolojileri dallarında kapsamlı uluslararası deneyime ve bilgiye sahiptir. Heidelberg, ABD ve İsviçre’de beşeri tıp eğitimini bitirdikten sonra Heidelberg Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Ardından Essen’de Kaza Cerrahisi Üniversite Hastanesi ve Mainz’ta Genel Cerrahi Üniversite Hastanesinde eğitimini sürdürdü.

Prof. Bulitta, Alman Araştırma Cemiyetinden aldığı burs kapsamında 1999 ile 2001 yılları arasında ABD’nin Boston şehrinde Harvard Üniversitesine bağlı Massachusetts Genel Hastanesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2001 yılında Siemens AG şirketinde çalışmaya başlayarak sağlık sektörüne girdi. Orada birkaç yıl boyunca sağlık danışmanı olarak görev yaptı. Ardından cerrahi ürünler sektöründe iş geliştirme, klinik pazarlama ve ürün yönetimi alanlarında çeşitli yöneticilik pozisyonlarında çalıştı. 2010 yılı itibarıyla Siemens’te ameliyathanelere yönelik anjiyografi sistemleri üzerine global proje ve çözüm ortağı yönetiminden sorumlu oldu.

2012 yılından beri Amberg-Weiden Doğu Bavyera Teknik Üniversitesinde “Teşhis Sistemleri ve Tıp Teknolojileri Yönetimi” dalında profesör olarak görevini sürdürmektedir. Prof. Bulitta, 2014’ün yaz sömestirinden beri tıp teknolojileri lisans eğitimi dalında direktör ve akademik danışman olarak görev yapmaktadır.

Ocak 2015’den beri Amberg-Weiden Doğu Bavyera Teknik Üniversitesinde yeni kurulmuş olan Tıp Teknolojileri Enstitüsünü yönetmektedir.

Daha fazla bilgi için: www.oth-aw.de/bulitta/ueber/

 

 

Online Broşür

Prof. Clemens Bulitta ile yaptığımız röportajı aşağıdan indirebilirsiniz.

Dosyalar

MEDLINE & CARELINE ürünlerine genel bakış

Hastane ve sağlık ekipmanlarınızı geliştirebilmenizi sağlayan yenilikçi MEDLINE & CARELINE ürünlerinin zengin çeşitliliğini keşfedin.

Hasta bakım yatağı çözümleri

Bakıma muhtaç kişileri daha özgür kılmanın yollarını arıyorsanız, işe yataktan başlanması gerektiği açıktır. LINAK’ın sunduğu çözümler, birbirinden farklı hasta bakım yatağı tasarımları ile mükemmel uyum sağlar.

LINAK IPX6 Washable DURA™ el broşürü

Yıkanabilirlik, günümüz sağlık sektöründe önemli bir özellik olarak öne çıkmaktadır. Ayarlanabilir hastane ve sağlık ekipmanları için LINAK IPX6 Washable DURA™ – temizlikte gelinen son nokta.

Güvenlik klasörü

Farklı uygulamalar, farklı güvenlik özellikleri gerektirir. LINAK olarak tasarladığınız sağlık uygulaması ne olursa olsun, çok çeşitli standart ve isteğe bağlı güvenlik özellikleri sunmaktayız.

Sorunuz mu var?

- Ekibimiz size teknik bilgi, projenizi başlatırken rehberlik ve daha birçok konuda destek sağlayabilir.

Contact now