Contact.ContactUsHere
Teknoloji ve trendler

Ergonomiyi ofiste bırakmayın!

Yaşadığımız “yeni normal” sürecinde birçoğumuz ofis masalarını geride bırakıp mutfak masalarından çalışmaya devam ediyor. Dünyadaki gelişmeler her ne kadar yakında iş yerlerimizde çalışmaya geri döneceğimizi işaret etsede, evden çalışma kavramı bir şekilde hayatlarımızın parçası olmaya devam edecek. Texas A&M Üniversitesi Ergonomi Merkezinden Dr. Mark Benden ve Martha Parker, şu anda evden çalışan ve yakın gelecekte de çalışmaya devam edecek olanlar için birçok ipucu ve öneri sunuyor.

Ergonomiyi ofiste bırakmayın

Bu yılın başlarında birçoğumuz her gün ofise giderken kısa sürede çocuklarımız, eşlerimiz, ev hayvanlarımız ve oda arkadaşlarımız ile birlikte evden çalışmak zorunda kalmıştık. Ergonomi, o günlerde düşündüğümüz en son şeydi. Mutfak masalarımızı veya ütü tahtalarımızı geçici çalışma masası olarak kullanmaya başladığımız zaman, birkaç hafta süreceğini tahmin ettiğimiz bu sürecin sonrasında belirsiz süreyle uzatılacağını kimse tahmin etmemişti. Google ve Uber gibi birçok şirket, 2021 ortalarına kadar ofise dönmeyeceklerini açıkladı. Hatta bazı şirketler, geçmişte uyguladıkları geleneksel ofis modeline bir daha hiçbir zaman dönmeyeceklerini açıkladı. Evden çalışma yönteminin hayatlarımızda kalıcı olacağı artık bilinen bir gerçek. Bazılarımız artık sürekli evden çalışacak, bazılarımız ise değişimli olarak ofise gidecek. Fakat yaşadığımız yeni normal sürecinden kaçış yok. Bu nedenle, evimizde geçici çalışma masaları ve alanları yaratma anlayışını bir kenara bırakıp evden çalışma modeli hakkında farklı düşünmeye başlamamız gerekiyor.

Departmanı yöneten doçent ve aynı zamanda Texas A&M Üniversitesi Ergonomi Merkezinin direktörü olan Dr. Mark Benden, “Çalıştığınız işte kendinizi profesyonel bir atlete benzetebilirsiniz” diyor. “En yüksek performansı gösterebilmeniz için, her zaman kullandığınız ekipmanlardan ve araçlardan faydalanmanız gerekir. Elinizdekileri değiştirmek veya her zaman kullandığınız bazı araçlardan vazgeçmek istemezsiniz. Aynı şey çalışma ortamınız için de geçerli. Performansınızı sürdürebilmeniz için, evdeki yeni çalışma düzeninize geçişiniz de kusursuz olmalıdır.”

Yeni çalışma düzenine kusursuz geçiş konusunu ele aldığımız ve iki bölümden oluşan yeni LINcast pod yayınında, evden çalışmanın getirdiği zorluklar ve sunduğu fırsatlar üzerinde durduk. Ofislerimiz ve çalışma ortamlarımız, sağlık ve güvenlik risklerini minimuma düşüren ve mümkün olduğunca sağlıklı ve verimli bir şekilde çalışabilmemizi sağlayan imkânlar sunmaktaydı. Fakat evlerimiz ayrı bir konu. Dr. Benden ve A&M Üniversitesi Ergonomi Merkezinde proje yöneticisi ve ergonomist olan Martha Parker, pod yayının bu bölümünde artık evden çalışan ofis çalışanları ile yapılan bir dizi araştırmadan edinilen bulgulara ışık tutuyor. Birkaç yıl boyunca 120 farklı açıdan izlenen 40.000’den fazla ofis çalışanından toplanan son derece kapsamlı veriler temelinde yapılan bu araştırmalar, türünün ilk örnekleri olmuştur. “Evden çalışan kişiler ofiste çalışanlar kadar verimli olabilir mi?” sorusu, cevabı en çok merak etilen sorulardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

“Evden çalışmaya başlayanlar, edinilen bulgulara göre yaklaşık 45 gün sonra normal verimlilik seviyelerine ulaşmışlar” diyen Parker, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu, kısa sürede iş yerimizdeki performansımıza dönebileceğimiz ve bu performansı sürdürebileceğimiz anlamına geliyor.”

Yani haberler iyi: Yapabiliriz. Evden de aynı verimlilikle çalışabiliriz. Fakat geçiş sürecini hızlandırabilmemiz ve verimliliğimizi tutarlı olarak sürdürebilmemiz için, ofisteki çalışma ortamımızı ve imkânlarımızı bize evde de sunan bir düzen oluşturmamız önemlidir. Bu noktada ergonomi daha bile önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Eğer her gün mutfak sandalyemizde oturarak çalışırsak, zamanla yeni ağrılar ve sağlık sorunları yaşamaya başlarız. Araştırmada edinilen bulgulardan biri, Dr. Benden ve Parker dâhil olmak üzere birçok kişiyi şaşırtmış.

“Bedensel aktivite açısından bakıldığında, ofiste çalışan ve evden çalışan kişilerin gün içerisinde yaklaşık aynı sıklıkla hareket ettiklerini öğrendik ve bu gerçekten hiç iyi değil. İnsanlar çalışırken fazla hareket etmiyorlar.” Parker, bu konunun altını özellikle çiziyor.

Evden çalışırken aynı derecede verimli olabileceğimizi ve az hareket ettiğimizi bilen şirketlerin, bazı görevlerdeki çalışanlarını COVID-19 salgını sonrasında bile evden çalıştırtmaya devam etmek istemelerine şaşırmamak gerekir. Buradaki büyük fark, ofiste sağlığımızın hem çalıştığımız şirket hem de OSHA (İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi) gibi yetkili makamlar tarafından izlenmesidir; öte yandan evimizde sağlığımızdan kendimiz sorumluyuz. Dürüst olmak gerekirse, sırtımız, boynumuz veya bileğimiz ağrımaya başlamadığı sürece ergonomiyi pek düşünmeyiz. Pod yayınının ikinci bölümünde, evden çalışırken ergonomiyi nasıl artırabileceğimiz ele alınıyor.

Parker, “Gereklilikler kişiye göre değişir” diyor. “Kişiye uygun çözümlerin ne olduğu önemlidir. Öncelikle bakmanız gereken bazı kritik noktalar var. Örneğin bacaklarınızın uzunluğu veya sandalyenizin sırt desteği ve kolçakları. Sandalyenizin genişliği. Tüm bunların size uygun olması gerekir. Ardından sandalyenizin ve masanızın yükseklik açısından uygunluğuna bakmanız lazım.”

Dr. Benden, bahsettikleri kusursuz geçiş sürecinin başarılı olması açısından ofiste kullandığımız klavyenin, farenin ve monitörün aynılarını kullanmamızı öneriyor. Çalışırken başımızı ve boynumuzu nötr bir konumda tutmamızda yardımcı olan diğer ekipmanların da bulunması faydalı olur.

“Monitöre olan mesafe gerçekten kritik öneme sahip. Hem ofis çalışanlarının hem de evden çalışanların monitör kaynaklı sorunlar yaşadıklarını çok sık görüyoruz. En önemli nokta monitörün yüksekliği… uzun süre oturduktan sonra, günün sonuna doğru artık koltuklarımıza iyice gömülmüş ve kamburlaşmış bulabiliyoruz kendimizi. Bunun nedeninin bizi sürekli aşağıya çeken yer çekimi olduğunu düşünüyoruz. Fakat monitörlerimizi de genelde çok yüksekte tutuyoruz. Shaq hariç monitörünü çok alçakta kullanan insanlar ile artık hiç karşılaşmıyorum. Monitörler hep çok yüksekte, çok yüksek ayarlanmış oluyor. Dolayısıyla monitörleri alçaltmamız gerekiyor.”

Fakat dikkat etmemiz gerektiğini düşündükleri en önemli konulardan biri, aktif olmamız ve hareket etmemizdir. Gün boyunca sürekli aynı şekilde oturmamız veya ayakta durmamız bizim için iyi değil. Parker, evde de tıpkı iş yerinde olduğu kadar hareket etme eğiliminde olduğumuzu ve bunun hiç iyi olmadığın vurguluyor. Bunun yerine 20-8-2 kuralını uygulamamızı öneriyor. Yani, eğer 20 dakika oturduysak 8 dakika ayakta durmamızı ve 2 dakika yürümemizi veya hareket etmemizi öneriyor. Örneğin, telekonferansa dışarıya çıkıp temiz havada yürüyerek de katılabiliriz. Bu tür alışkanlıkların yaratıcılığımız, konsantre olma becerimiz ve hatta ruhsal ve fiziksel sağlığımız açısından mucizevi faydaları olabilir.

Ofis çalışanlarının daha aktif ve sağlıklı olmalarını sağlayın
 

Dr. Benden, konuyu nefis bir şekilde özetliyor: “Şunu her zaman hatırlamamız gerekiyor: Bilgisayar başında en ergonomik çalışma pozisyonumuz, alacağımız bir sonraki pozisyondur. “Yani en ideal çalışma şekli, devamlı değişen pozisyonlarda çalışmaktır. İşin sırrı burada. Bizim için iyi olan budur. Bu nedenle harekete geçmemiz gerekiyor.”

Evden çalışma konusunda yapılan kapsamlı araştırma hakkında daha fazla bilgiyi Dr. Brenden ve Parker ile yapılan söyleşinin birinci bölümünde öğrenebilir ve sağlığınız için verdikleri faydalı ipuçlarını ve önerilerini ikinci bölümde keşfedebilirsiniz.

 

Sorunuz mu var?

- Ekibimiz size teknik bilgi, projenizi başlatırken rehberlik ve daha birçok konuda destek sağlayabilir.